Cezaevlerinde Hükümlü ve Tutuklu Sayısı 421 Bin Aştı

Cezaevlerinde Hükümlü ve Tutuklu Sayısı 421 Bin Aştı

Türkiye'de ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısındaki artış, Haziran 2026 verileriyle yeniden gündeme geldi. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Haziran 2026 tarihli verilerine göre ceza infaz kurumlarındaki toplam kişi sayısı 421 bin 583 olarak kaydedildi. Bu kişilerin 356 bin 878'i hükümlü, 64 bin 705'i ise tutuklu olarak kayıtlara geçti.

Böylece cezaevlerindeki toplam mevcut, son yıllarda kamuoyunda tartışılan aşırı doluluk ve kapasite sorununun ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre, cezaevlerinde bulunan 421 bin 583 kişinin yüzde 84,7'sini hükümlüler oluşturdu. Bu durum, tutukluların toplam içindeki payının ise yüzde 15,3 seviyesinde olduğunu göstermektedir. Tutuklu sayısı 64 bin 705 olarak kaydedildi.

Hükümlülerin cinsiyet dağılımına bakıldığında, ceza infaz kurumlarında 339 bin 255 erkek hükümlü bulunduğu görülüyor. Kadın hükümlü sayısı 16 bin 321, çocuk hükümlü sayısı ise 1302 olarak belirlendi. Bu verilere göre, hükümlülerin yüzde 95,1'ini erkekler oluşturmakta. Kadın hükümlülerin payı yüzde 4,6, çocuk hükümlülerin payı ise yüzde 0,4 olarak hesaplandı.

Ceza infaz kurumlarındaki tutuklu sayısı ise 64 bin 705'e yükseldi. Tutukluların 57 bin 295'i erkek, 4 bin 39'u kadın, 3 bin 371'i ise çocuklardan oluşmaktadır. Bu veriler ışığında tutuklular içinde erkeklerin payı yüzde 88,5, kadınların payı yüzde 6,2, çocukların payı ise yüzde 5,2 olarak kaydedilmiştir. Özellikle tutuklu çocuk sayısının 3 binin üzerinde olması, ceza infaz sistemi ve çocuk adaleti alanındaki tartışmalar açısından dikkat çekici bir başlık olmuştur.

Cezaevlerindeki mevcut, 2015 yılından bu yana belirgin şekilde artmış durumda. 2015 yılı sonunda ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı 177 bin 262 seviyesindeydi. 1 Haziran 2026 itibarıyla bu sayı 421 bin 583'e çıkarak toplamda 244 bin 321 artış göstermiştir. Oransal artış ise yüzde 137,8 olarak hesaplandı. Bu artış, cezaevlerinin kapasitesi ve infaz düzenlemeleri gibi konular üzerine tartışmaları da beraberinde getirmiştir.

Cezaevlerindeki nüfus artışı, yalnızca adli süreçlerle değil, son 10 yılda yaşanan siyasi ve idari gelişmelerle de ilişkilendirilmektedir. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından başlayan olağanüstü hal süreci, kapsamlı soruşturmalar ve toplu tutuklamalar, cezaevi nüfusunda önemli bir sıçramaya neden olmuştur. FETÖ davaları, Gezi Parkı dosyaları gibi olayların yanı sıra, yerel yönetimlere yönelik kayyum uygulamaları ve siyasetçiler, gazeteciler ile sivil toplum temsilcilerine açılan soruşturmalar, cezaevleriyle ilgili tartışmaların odağında yer almaktadır.

Buna ek olarak, ceza infaz kurumlarında bulunan kişi sayısının 421 bini aşması, cezaevlerinde kapasite ve yaşam koşullarına ilişkin eleştirileri yeniden gündeme taşımıştır. Son yıllarda cezaevlerindeki sağlık, hijyen, barınma ve mahkûmların temel ihtiyaçlarına erişimi konularında çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. Cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde dolulukla çalıştığına yönelik eleştiriler, özellikle hasta mahkûmlar, çocuklar ve kadınlar gibi gruplar üzerinden kamuoyunda gündem olmaya devam etmektedir.

Geçmiş yıllarda mahpus sayısındaki artışa karşı belirli infaz düzenlemeleriyle cezaevlerinin kısmen boşaltılması hedeflenmişti. COVID-19 salgını döneminde ve sonrasında yapılan düzenlemelerle çok sayıda kişi şartlı salıverme veya denetimli serbestlik yoluyla tahliye edilmiştir. Ancak bu düzenlemelerin bazı suç tiplerini ve siyasi dosyaları kapsam dışı bırakması nedeniyle cezaevlerinde kalıcı bir rahatlama sağlanamamıştır. Tahliyelerin ardından ceza infaz kurumlarındaki nüfus, kısa sürede yeniden yükselişe geçmiştir.

Haberi Paylaşın!

Gazi Koşusu'nun 100. Yılına Büyük Ödül!

Kadir İnanır'ın cenazesinde gergin anlar!