"Hitit Seramik'te İflas: Aile İçi Çatışmalar Etkili Oldu"
2024 yılı Ekim ayında konkordato ilan eden Hitit Seramik, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Kasım ayında verdiği karar ile resmen iflas etti. Şirketin kurucusu İbrahim Hizal'ın 2017 yılındaki ani vefatının ardından mirasçılar arasında başlayan yönetim ve güç mücadelesi, bir zamanlar ödül üstüne ödül alan Türk sanayi devinin iflasına neden oldu.
Hitit Seramik'in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Hizal'ın 5 Eylül 2017'deki vefatının ardından şirket yönetimi hızla aileye geçti. Eşi Sevgi Hizal, yas süreci devam ederken, "ağlama lüksüm yok" diyerek 8. günde Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Kızları Ülker ve Beril Hizal da yönetime dahil edildi. O dönemde şirketin finansal açıdan güçlü olduğu, kapasite kullanımının yüzde 100'e yaklaştığı ve ihracatın özellikle Avrupa pazarında büyüdüğü ifade ediliyordu.
Ancak 2023 sonrası tablo değişti. Avrupa Birliği'nin seramik sektörüne yönelik anti-damping uygulamaları, artan enerji ve hammadde maliyetleriyle birleşince Hitit Seramik'in nakit dengesi bozuldu. İhracatın yaklaşık yüzde 60'ının AB'ye yapılması, şirketi doğrudan etkiledi. Bu süreçte vadeli borçlar büyüdü ve aile, şirketi korumak amacıyla 9 Ekim 2024'te konkordato yoluna gitti.
Konkordato süreci, aileye göre işleri toparlamak yerine daha da karmaşık hale getirdi. Uzun yıllardır çalışılan çevreler aracılığıyla şirkete bir "yatırımcı" dahil edildi. Ancak Sevgi Hizal ve kızları, bu yatırımcı formülünün zamanla aile aleyhine bir güç mücadelesine dönüştüğünü öne sürdü. İddiaya göre, konkordato sürecinde mahkeme onayı olmadan hisse devir sözleşmeleri hazırlandı, tarihsiz belgeler kullanıldı ve aile bireylerine ait şarta bağlı istifa dilekçeleri, bilgileri dışında işleme konuldu. Bu adımlarla yönetimde fiili değişiklik yaratılmaya çalışıldı.
2025 yılına gelindiğinde şirket içindeki atmosfer tamamen değişti. Sevgi Hizal’ın anlatımına göre, muhasebe sistemi yenilendi, dijital altyapıya aile bireylerinin erişimi kesildi ve karar alma mekanizmalarından sistematik biçimde dışlandılar. Uşak’taki fabrikanın kapıları dahi kendilerine kapatıldı. Aynı dönemde üretimin bilinçli şekilde yavaşlatıldığı, kapasite kullanımının düşürüldüğü ve çalışanlar arasında bölünmeler yaşandığı iddia edildi.
6 Mart 2025'te verilen kesin mühlet, süreci daha da ağırlaştırdı. Yaz aylarında tablo geri dönülmez hale geldi ve 18 Temmuz 2025'te şirkete kayyım atandı. Ağustos 2025’te enerji ve hammadde sorunları gerekçe gösterilerek üretim tamamen durduruldu. Bu aşamada sürece "yatırımcı" olarak giren kişinin konkordato planından çekildiği açıklandı. Ancak aileye göre, asıl dikkat çekici gelişme, konkordato başlangıcındaki borçların aynı kişi tarafından temlik alınması oldu. Böylece borçların sorumlusu olan isim, iflas masasındaki en büyük alacaklı haline geldi.
HİTİT Seramik ve İbrahim Hizal Yatırım Holding ortağı Sevgi Hizal, 2025 yılında şirket içindeki atmosferin kökten değiştiğini ifade etti. Yönetimi üstlenen yeni ekip, ailelerinin bilgisi dışında bir şirket kurmuş, bu şirketin tek pay sahibi ve yetkilisi olmuştu. Hitit Seramik’in ihtiyaçları dışında çeşitli makine-motor yağları, otomobil parçaları alınıp şirket daha fazla borçlandırılmıştı. Uşak’taki fabrikanın da kendisine ve kızlarına kapatıldığını kaydetti.
Sevgi Hizal, 27 Kasım 2025’te İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin Hitit Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Beril Seramik Hammaddeleri Üretim Satış ve Ticaret A.Ş. hakkında iflas kararı verdiğini aktardı. Gelinen aşamada fabrikanın fiilen üretim dışı bırakılması ve ticari faaliyetlerin durma noktasına gelmesi nedeniyle ortaya çıkan zarar, her geçen gün katlanarak artıyordu. Yaşanan süreç sonunda 1.47 milyar lira zarar oluştuğunu tespit ettiklerini belirtti.
Tüm bu gelişmelerin ardından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 27 Kasım 2025’te Hitit Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Beril Seramik Hammaddeleri Üretim Satış ve Ticaret A.Ş. hakkında iflas kararı verdi. Sevgi Hizal, fabrikanın fiilen üretim dışı kalması, sipariş kayıpları, müşteri portföyünün dağılması ve nitelikli iş gücünün kaybedilmesi nedeniyle oluşan zararın 1,47 milyar liraya ulaştığını vurguladı. Zararın, fabrikanın kapalı kalmasıyla her geçen gün arttığını da ifade etti.
Hitit Seramik dosyası; aile şirketlerinde yönetim devri, konkordato süreçlerinin kötüye kullanımı ve yatırımcı adı altında kurulan güç dengeleri açısından ibretlik bir örnek olarak görülüyor. Aile, iflas kararının ve tüm hukuki işlemlerin titizlikle incelenmesi gerektiğini savunurken, yaşananlar Türk sanayisinde uzun süre tartışılacak bir çöküş hikâyesi olarak kayıtlara geçti.



