"Minimal İnvaziv Tedavi ile Ağrılara Son!"
Ameliyatsız tedavi seçenekleri, özellikle ilaç ve fizik tedaviye yanıt vermeyen hastalar için önemli bir alternatif sunmaktadır. Bu bağlamda, ağrı tedavisi alanında deneyimli hekimlerin yönlendirmeleriyle gerçekleştirilen algolojik işlemler, hastaların yaşam kalitesini artırma potansiyeline sahiptir. Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, bel ve boyun ağrılarının hastaları zor durumda bıraktığını ve bu hastaların günlük aktivitelerinde zorluk yaşadığını belirtti.
Doç. Dr. Bozyiğit, eğer hastanın ağrısı tedaviye rağmen geçmiyorsa ve röntgen incelemeleri sonrası cerrahi müdahale gerekmiyorsa, girişimsel algolojinin başarılı sonuçlar verebileceğini vurguladı. Minimal invaziv bir yöntem olan bu tedavi sürecinde sinir kökü blokajı yapılmakta, bu da halk arasında nokta atışı tedavisi olarak bilinmektedir. Bu işlemle, sinir köküne ulaşarak ilgili bölgeye blokaj enjeksiyonu yapılıyor ve sinir etrafındaki ödem azaltılarak ağrının hafifletilmesi hedefleniyor. Doç. Dr. Bozyiğit, bu tür işlemlerin deneyimli hekimler tarafından yapılmasının ilerleyen süreçlerde yaşanabilecek sorunları önlemek için kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Nükleoplasti, doğru hastalara uygulandığında başarılı sonuçlar veren bir diğer algolojik işlemdir. Doç. Dr. Bozyiğit, bu yöntemi ameliyat gerekmeyen ve güç kaybı yaşamayan hastalar için tercih ettiklerini açıkladı. Tedavi sürecinde, lokal anestezi altında belirlenen bir noktadan fıtığın içine girilerek elektrot gönderilmektedir. Diskin ortasındaki nükleus yapısı belirli bir alanda buharlaştırılarak diskin sinire temasının azaltılması sağlanıyor. Bu şekilde sinire uygulanan basıncın azalması sayesinde hastanın ağrıları da doğal olarak düşmektedir. Uygun hastaların seçilmesi durumunda, bu tedavi yönteminin başarı oranının yüzde 90'lara kadar çıkabileceğini vurguladı.
Doğru tanı ve tedavi için muayenenin büyük öneme sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Bozyiğit, muayene sırasında hangi hastaya cerrahi müdahelenin uygulanacağı, hangisine nükleoplasti yapılacağı ya da fizik tedavi yönlendirmesi yapılacağı tespit edilmektedir. Bazı durumlarda, muayene esnasında multipl skleroz (MS) veya ALS gibi farklı hastalıklar da tespit edilebilmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle alternatif tedavi yöntemlerinin uygulanmasının daha kolay hale geldiğinin altını çizen Bozyiğit, kendi kliniklerinde algolojik işlemleri rahatça gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Ameliyat, hastaların dikkate alması gereken en son seçenek olarak öne çıkmaktadır. Doç. Dr. Bozyiğit'e göre, eğer algolojik işlemler yeterli gelmiyorsa ve radyolojik açıdan fıtık ameliyata uygunsa endoskopik bel fıtığı ameliyatları yapılmaktadır. Bel fıtığı, omurlar arasındaki disklerin baskı ve yırtılması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Ailevi yatkınlık, travma veya zor hareketler gibi faktörler bel fıtığı riskini artırmaktadır. Bel ağrısı, bacak ağrısı, uyuşma ve güç kaybı gibi belirtilerle kendini gösteren bel fıtığının erken tanısı ve tedavisi son derece önemlidir. Kapalı bel fıtığı ameliyatlarında, özel cihazlar kullanılarak minimal invaziv bir yöntemle fıtıklaşmış dokuya ulaşılmakta ve hastaya en az zarar verilerek cerrahi işlem gerçekleştirilmektedir. Bu tür belirtiler yaşayan hastaların vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini vurgulayan Bozyiğit, bel fıtığında yaşanan gecikmelerin geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.



