"Tera Portföy'den Fon iade sürecine önemli değişiklik"
Tera Portföy, Dördüncü Hisse Senedi Serbest (TL) Fon’un (DOH) katılım payı iade esaslarında değişikliğe gitti. Bu değişikliğin arka planında, Borsa İstanbul’da yaşanan kayıplar ve yatırım fonlarından çıkışların yarattığı likidite daralması yatıyor. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamaya göre, Tera Portföy, iki yatırım fonunda temerrüde düştüğünü duyurdu. Şirket ayrıca, altı serbest fonunda yatırımcı taleplerinin ödenme süresini uzattı.
KAP açıklamasına göre, Tera Portföy Hisse Senedi Fonu (THF) ve Tera Portföy Para Piyasası Fonu’nda (TP2) katılım payı iade ödemelerinde temerrüt durumu oluştu. Tera Portföy, aracılarla mutabakat ve likidite yönetim sürecinin devam ettiğini, gerekli tedbirlerin alındığını belirtti. Daha önce Pusula Portföy ve Atlas Portföy de benzer likidite sorunları nedeniyle ödeme erteleme adımları atmıştı.
Bunun yanı sıra, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yatırım fonlarına ilişkin rehberi doğrultusunda Tera Portföy’ün altı fonunda birim pay değeri hesaplama ve ödeme esasları değiştirildi. 102 bini aşan yatırımcısı ve 243,6 milyar lira büyüklüğü ile dikkat çeken TLY fonunun yanı sıra TMV, TMM, DOH, T3B ve TRU fonlarında da yeni sisteme geçiş yapıldı. Alınan bu karar ile portföy varlıklarının, yatırımcı aleyhine olumsuz piyasa koşullarında zarara satılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Yeni sistemin yatırımcıları nasıl etkileyeceği ise merak konusu. Mevcut düzende her iş günü hesaplanan fon pay değerleri, yeni uygulama ile ayda bir kez, ayın 15’inde hesaplanacak. Yatırımcıların satış talimatları her iş günü kabul edilmeye devam edecek fakat ödemeler, değerleme gününü takip eden 10’uncu iş gününde hesaplara yatırılacak. Bu değişiklik, yatırımcıların nakde dönüş hızını yavaşlatırken, fon yönetimlerine ani piyasa dalgalanmalarına karşı ek bir likidite kalkanı sağlıyor. Ayrıca, yeni kurallar, 16 Eylül 2026 saat 13.31’den itibaren iletilen satış talimatları için geçerli olacak.
Sonuç olarak, Tera Portföy’ün aldığı bu önlemler, piyasadaki belirsizliklerle başa çıkma çabası olarak değerlendirilebilir. Yatırımcıların fonlarına erişiminde yaşanacak değişiklikler, piyasa koşullarına göre daha sakin bir geçiş sağlarken, bu gelişmeler fon yöneticileri için de önemli bir stratejik hamle olarak öne çıkmaktadır.



