"Sinemanın Unutulan Kadınları: Bir Zamanlar..."
1970'li yıllarda başlayan Türk sinemasındaki komedi filmleri, zamanla pornografi unsurlarını da içermeye başladı. Yapımcılar, yerli filmlerin arasına yabancı porno sahneleri ekleyerek bu türü sinema salonlarında göstermeye başladılar. Önceleri şaşkınlıkla karşılanan bu durum, izleyici kitlesinin giderek bu filmleri izlemek için salona gitmesine sebep oldu. Talep arttıkça pornografik içerikli filmler daha fazla çekilmeye başlandı.
Bir dönem, Türk sinemasının tanınmış isimleri Tarkan Ergün, Kadir İnanır ve Cüneyt Arkın gibi sanatçılarla birlikte, izleyiciler "Acaba ne zaman soyunacak?" diye bekler hale geldi. Sinemada masum kadın rolüne sahip olan Arzu Okay, soyunarak bu sürecin öncüsü oldu. Ardından Seher Yenilmez, Figen Han, Mine Mutlu, Melek Görgün ve Zerrin Egeliler gibi birçok kadın oyuncu da bu akıma katıldı. "Kokla Ama Koparma", "Şıksız Bilenin", "Islak Dudaklar", "Kavralı Ama Kırılma", "Ne Alırsan 2,50", "Dalgacı Mahmut" gibi filmler de sinemanın yeni bir parçası haline geldi.
Yıllık ortalama 1000 film çekilerek, sinemanın masum kadın durumu devam ederken, birçok oyuncu için bu durum kaçınılmaz oldu. Büyük yıldızlar dışında hemen hemen kimse, geleceğini garanti altına alacak bir kariyer yaratamıyordu. Oyuncuların arkasında destekleyen aileleri bulunuyordu, ancak toplumun tepkisi onları ağır bir şekilde etkiliyordu. 1970’ler boyunca bu durum devam etti fakat 1980 Darbesi ile birlikte her şey kesildi. Yapılan baskılar nedeniyle, birçok film toplatıldı, yetişkin filmlerinin çekilmesi ve izlenmesi yasaklandı.
Bir dönem bu filmlerde yer almış kadınlar, şimdi iş bulmakta zorlanıyor ve toplumdan izolasyona uğruyorlardı. Hiç kimse onlara iş vermek istemiyor, yüzlerine bakmıyorlardı. Ceyda Karahan gibi birçok ünlü ismin sinema kariyeri sona ermişti. Birçok kadın oyuncu sahnelere geri dönmeye çalışsalar da, bu çabaları kısa sürdü. Daha sonra, izleri kaybolan bu kadınların yaşadığı zorlukları kimse umursamamaya başladı. Bir zamanlar filmleri izleyip heyecanlanan izleyiciler, şimdi kendilerini namus bekçisi ilan ettiler. O kadınların üzerindeki fiziksel ve manevi baskı ve işkenceler katlanılmaz hale geldi.
Zamanla, bu kadınların maruz kaldığı hakaret sayısı arttı. Bir zamanlar izleyicilerinin hayranlıkla baktığı kadınlar, şimdi toplumda dışlanmışlar ve yaşamlarını sürdürmekte zorlanmışlardır. Yıllar geçtikçe bu isimlerin zor hayat hikâyeleri gündeme gelmeye başladı, yaşadıkları zorluklar, yüzlerinden soğuk bir rüzgar gibi geçiyordu. Sonuç olarak, Türk sinemasının bu dönemindeki kadın oyuncular, hem kariyer hem de hayat açısından büyük bir düşüş yaşadı ve çoğu zaman unutulmuşlukla karşı karşıya kaldılar.



