"Yeni Seküler Şeyh: Erdem Atay'ın İlişkileri"
Güzel Türkiye’nin vatandaşları, özellikle bazı liderlerin ideolojik yönlendirmeleri sonucunda, karşı mahalledeki fedakar insanların peşinden koşarken, kendi çıkarlarının göz ardı edildiğini fark edememektedirler. Bu durum, kendilerini “Kurtarıcı mesih” olarak ilan eden kişilere kayıtsız şartsız güvenmelerine neden olmaktadır. Bu ”Birileri” siyasetçi, iş adamı ya da medya mensubu olabilir fakat sonuç olarak Anadolu insanı kendi güven duyduğu kişilerin yıllarca nasıl kandırıldığını anladıktan sonra pişmanlık duymaktadır.
Bu bağlamda, siyasetçiler ve dini liderler, Anadolu insanını kandırmakta oldukça başarılı olmuşlardır. “Kombassan” ile başlayan hikayeler, bu tip liderlerin muhtaç insanları nasıl sömürdüğüne dair çarpıcı örnekler sunmaktadır. “Jet Fadıl” gibi şahıslar, iktidarlarına ya da ekonomik çıkarlarına yönelik güvenli bir alan oluşturmak adına, Anadolu insanlarını daima projelerine çekmişlerdir.
Özellikle dini yardım kuruluşları olarak bilinen yapılar, bu insanlardan sürekli bağış alırken, bu yardımların nereye gittiği çoğu zaman belirsiz kalmaktadır. Özellikle Bosna, Gazze ya da Arakan gibi bölgelere yapılan yardımların istenen şekilde ulaşıp ulaşmadığı sorgulanmadan, Anadolu insanı yardım göndermeye devam etmektedir. Ancak, bu yardımların çoğu zaman bu bölgelerde kullanılmadığını ve çeşitli emlak projelerine aktarılabildiği gerçeği göz ardı edilmektedir.
Karşı mahalledeki 'aydın' insanlar ise kendilerini entelektüel olarak öne çıkarmaya çalışsalar da, çoğu zaman gerçeklerin önünde ideolojik bir körlük yaşamaktadırlar. AKP’nin eleştirisi üzerinden kendilerini “ilerici” olarak konumlandıran bu insanlar, yaşanan kirliliklerin farkında bile olmadan hayatlarına devam etmektedir. AKP’ye karşı bir şeyler söyleyenin hemen öne çıkıp idol haline getirileceği bu mahallede, eleştirilerin çoğu zaman görmezden gelindiği görülmektedir.
Bu konudaki temel sorun, akıl yürütmenin tam olarak devreye girmediği ve duygusal tepkilerin ağır bastığı bir ortamdır. "AKP yenilmiştir" sendromu, birileri tarafından savaş açılan bir siyasi arenada, açıkça yanlış uygulamaların eleştirileceği bir zemin oluşturamaz. Bunun yerine eleştirilen kişiler, geçmişte taraftarı oldukları olduğu partilerle iş birliği yapmaktan çekinmemekte; bir çelişki içinde yaşayıp, kendi ideallerini sorgulamak yerine, karasal bir bakış açısına sıkışmış olarak kalmaktadırlar.
Bu bağlamda, yeni tip “seküler şeyhler” olarak tanımlanan figürler de ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlardan biri olan Erdem Atay, önceki dönemlerde FETÖ karşıtı söylemlerle dikkat çekmiş, fakat zamanla kendi “şeyhliğini” ilan etmiştir. Atay’ın geçmişteki ilişkileri sorgulanmaya başlandığında; onu yüceltmek adına pek çok insanın göz ardı ettiği bazı gerçekler ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Erdem Atay’ın bir dönemde FETÖ’nün destekçisi olarak bilinen Recep Canpolat ile bağlantıları ve bu ilişkilerin nasıl geliştiği, “seküler” bir liderin karanlık ilişkilerle dolu geçmişini sorgulamak halkın gözünden kaçmamalıdır.
Ayrıca, AHBAP Derneği ile ilgili gelişmeler de bu durumu işaret eder niteliktedir. Erdem Atay, Haluk Levent’in derneği hakkında bilgi aldığı belirtilen kişilerle görüştüğünde, söylenenlerin üzerine gitmemiş ve bu durumu gündeme taşımaktan kaçınmıştır. Bu yıl içerisinde halka açıklamalar yapması gereken konularda sessiz kalmış ve belirli bir olayı manipüle etmiştir.
Son olarak, sosyal medya üzerinden aktif olan GDH isimli haber hesabı, Erdem Atay’ın haberlerini yaymakta ve bu doğrultuda yandaş medya ile yakın ilişkiler kurmaktadır. Gelişen olayların birbirini izlediği bir süreçte, Atay’ın ilişkilendiği kişilerin yandaşıyla birlikte yürüttüğü çeşitli yolsuzluklar, bu durumların halk nezdinde daha fazla sorgulanması gerektiği noktayı ortaya koymaktadır.
```



