"İstanbul'da Yargılanan Politikacıların Davası"
İstanbul'daki Ekrem İmamoğlu davasının 88. duruşması, 57 tutuklu sanık ve 436 sanığın yargılandığı davada, 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu salonunda gerçekleştirildi. Duruşmaya, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun gibi bazı tutuklu sanıklar katıldı. Ayrıca bazen tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmada yer aldı.
Duruşmada, Medya A.Ş.'de satın alma biriminde çalışan Mehmet Recep Taşçı, dikkat çekici ifadeler kullandı. Taşçı, ihale süreçlerinde hangi firmaların ihaleye gireceğinin ve hangi rakama alınacağının önceden kendilerine bildirildiğini belirtti. 2017 yılında Medya A.Ş.'de çalışmaya başladığını ve 2018'de satın alma müdürü olarak görev yaptığını ifade eden Taşçı, ihale süreçlerinde kendi firma veya kişilerini belirleme yetkisinin bulunmadığını söyledi. Yönetim tarafından belirlenen kişi veya firmaların satın alma birimine bildirildiğini, kendi görevlerinin ise evrak ve idari işlemleri yürütmek olduğunu ifade etti.
Mehmet Recep Taşçı, savcının, daha önceki ifadesinde geçen "ihaleyi hangi firmaların alacağı, yan teklif ve hangi firmanın hangi teklifi vereceğinin üst düzey iletişim koordinasyonundan geldiği"yle ilgili sorusu üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Taşçı, "İletişimden bize hangi firmaların hangi ihaleye gireceği, hangi rakama alınacağı önceden bildirilirdi. Biz de buna göre işlemlerimizi yapardık." dedi. Bu bilgilerin doğrudan kendisine gelmediğini belirten Taşçı, bildirimlerin müdürü Gökhan Koyesoğlu'na veya genel müdüre iletildiğini ifade etti.
İlerleyen duruşmada, Emrah Bağdatlı hakkında dikkat çeken ifadelerde bulunan Taşçı, Bağdatlı'nın belediyede resmi bir görevinin bulunmadığını belirtti. Ayrıca, Bağdatlı'nın üzerinde organik olmayan, inorganik firmalarla Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. ile birçok ihaleyi aldıklarına dair bilgilerinin bulunduğunu ifade etti. Taşçı, daha önceki ifadesinde yer alan "Bu ve benzeri ihalelerde her şeyin belediyenin iletişim birimi ve Emrah Bağdatlı tarafından yapıldığını" da belirtti. Bu ifadelerin hiyerarşik yapı üzerinden değerlendirildiğini söyleyen Taşçı, kendisine talimatların müdüründen, müdürün de üst kademe tarafından geldiğini aktardı.
Duruşmada, Taşçı'ya Elif Güven, Emrah Bağdatlı ve Gökhan Koyesoğlu arasındaki iletişim de soruldu. Taşçı, "Bir ihale öncesinde Gökhan Koyesoğlu ve Emrah Bağdatlı Fatoş Hanım'a bilgileri getirirdi. O şekilde iletişim sağlandı." dedi. Bağdatlı'nın kendi resmi şirketiyle Medya A.Ş.'den iş yapmadığını belirten Taşçı, söz konusu işlemlerin başka firmalar üzerinden yürütüldüğünü ifade etti. Duruşma savcısının, "Emrah Bağdatlı kendi resmi şirketinden ihaleye girmeyip gayriresmi ortağı olduğu şirketlerden mi ihaleye girdi?" sorusuna "Evet, aynen öyle." yanıtını verdi.
Sanık Kaan Ketenci, duruşmadaki savunmasında, Bağdat Caddesi'nde reklam koyma işini yaptıklarını ve bunun için İBB ile ecrimisil yürüttüklerini belirtti. Herhangi bir kamu zararı oluşturmadığını dile getiren Ketenci, beraatini talep etti. Cumhuriyet savcısı, Ketenci'ye "Medya A.Ş. tarafından dron alımı ve benzeri faturaların kesilmesi" ifadesini hatırlatarak, "Bu anlaşmalar karşılığında bir hizmet aldınız mı?" diye sordu. Sanık Ketenci ise, "Elif Güven, Medya A.Ş. bize fatura keserdi, Medya A.Ş.’nin faturasını biz ödemeye çalışırdık. Sistem bunun üzerindeydi." yanıtını verdi.
Ketenci, anlaşmalar sonucunda birçok panoyu koyduktan sonra Medya A.Ş. ve Elif Güven tarafından kendisine, "Biz bir şey hazırlayacağız, bir dron sözleşmesi, bir kamera görüntüsü sözleşmesi. Bu sözleşmeleri sen onayla, imza at, gönder bize" denildiğini ifade ederek, "Bu hizmetin karşılığında almadık. Ama ticaretimiz olan akıdan dolayı bunları kabul ettik. Eğer bunları kabul etmeseydik yerlerimiz kaldırılacak, piyasaya rezil olunacaktık ve ticari hayatımız otomatikman bitecekti." dedi.
Savcı, Ketenci'ye "yatırım parası çırpmadıklarını" hatırlatarak, "Bir vinç ile zabıta tarafından İstanbul'daki bütün yerlerin kesildi" ifadesini hatırlattı. Ketenci bu süreçte 16 pano diktiğini doğrulayarak, "Öncelikli olarak, sebebini bilmediğim şekilde, bir anda koyduğum panoların ortasına başka bir reklam firması tarafından başka bir pano daha konuldu." dedi. Kendi panolarının arasına başka bir pano yerleştirilmesi nedeniyle itiraz ettiğini ve ticarette kalmak için ingeli sustuklarını vurguladı.



