"Piyano Virtüözü: Eğitim ve Sanatın Yolu"
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan mezuniyet süreciniz ve kariyerinizle ilgili deneyimlerinizi paylaşır mısınız?
1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'na giriş yaptım ve burada İlhami Baran gibi önemli bir besteciden solfej eğitimi aldım. Bu süreçte piyanoda yüksek deşifre hızı kazandım ve notaların detaylarını titizlikle okumayı öğrendim. İlk öğretmenim Güherdal Çakırsoy, bana yoğun ve disiplinli çalışma kültürünü aşıladı. 1987'de Mimar Sinan Üniversitesi'ne yatay geçiş yaptığımda, solfejdeki yetkinliğim sayesinde öğretmenlerim, üst seviyeden sınıf atlama önerisinde bulundular. 1994 yılında İstanbul Devlet Konservatuvarı'ndan birincilikle mezun olmam, Sedat-Güzin Gürel Bilim ve Sanat Vakfı Birincilik Başarı Ödülü ile taçlandırıldı. Bununla birlikte, Bülent Tarcan Piyano Yarışması'nda birincilik ve okul orkestrasıyla önemli bir konçerto icra etmek gibi başarılar da elde ettim. Bu ödüller, akademik kariyerimde ilerlemem için büyük bir motivasyon sağladı.
Franz Liszt Müzik Akademisi'ndeki deneyimlerinizi paylaşır mısınız?
1998 yılında Franz Liszt Müzik Akademisi'nin sınavında dünya genelinden katılan 28 piyanist arasından ilk üçe girerek ustalık programına kabul edildim. Macar hocalarla 2.5 yıl boyunca yoğun dersler aldım; bu süreçte birçok resital verdim ve Junior Lyra birincilik ödülü kazandım. Hocalarım, uluslararası düzeyde aktif müzisyenlerdi ve her hafta düzenli piyano dersleri oldukça verimli geçti. Bu süreç, müzikle bütünleşmemi sağladığı gibi, kendime olan inancımı pekiştirdi. Budapeşte'deki yoğun konser etkinlikleri ve zengin kütüphane imkanları, sahne deneyimimi büyük ölçüde geliştirdi. Ayrıca,meisterclasslar sayesinde önemli sanatçılardan bilgi paylaşımı aldım, bu da sanatımın gelişmesine önemli katkılarda bulundu.
Macar dinleyicilerinin klasik müziğe olan yaklaşımını ve Türkiye'deki müzik eğitimini nasıl kıyaslarsınız?
Macaristan’da müzik eğitimi, ilkokul seviyesinden başlamakta ve bu alanda çok sayıda okul bulunmaktadır. En yetenekli öğrenciler, Budapeşte'deki önemli okullara girmektedirler. Bulunduğum dönemde, yıl boyunca birçok konser ve festival etkinliği düzenleniyordu. Macar dinleyicileri, konserlere düşük bilet fiyatlarıyla ya da ücretsiz olarak katılarak kendilerini geliştirme imkanına sahiptiler. Bu durum, müzik eğitiminde halkın erişimini artırmakta önemli bir rol oynuyordu.
Yurt döndükten sonra Prof. Kamuran Gündemir ile çalışma deneyiminizi anlatın.
2002 yılında Türkiye'ye döndükten sonra, büyük piyano öğretmeni Prof. Kamuran Gündemir ile çalışma fırsatım oldu. Beethoven, Schumann ve Schubert gibi eserler üzerinde çalışırken, müzikal ifade ve yaratıcılık konusundaki bakış açılarını derinlemesine tartışarak ortak bir zeminde buluşabiliyorduk. Her yıl düzenlediğim resital programlarını ona dinlettikten sonra önerilerini alarak geliştirdim. Bu süreç, müzikal ifademi güçlendirdi.
Müzik eğitimine yönelik reform projeleriniz nelerdir?
2002-2006 yılları arasında Trakya Üniversitesi ve 2006-2011 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi'nde çeşitli pozisyonlarda görev yaptım. Türkiye’deki müzik eğitimi programlarını uluslararası standartlara ulaştırmak için Avrupa ve Amerikan müzik akademilerinin programlarını inceledim. Bunun sonucunda, zengin bir repertuvar ve müfredata sahip programlar oluşturduk. Bu müfredat, Türk bestecilerinin eserlerini de kapsayıp, öğrencilere geniş bir perspektif sunmaktadır.
Genç piyanist adaylarına tavsiyeleriniz nelerdir?
Günümüz genç piyanist adayları için en önemli unsurlar, iyi bir aile desteği, donanımlı bir mentor, kurumsal destek ve tutkulu bir çalışma azmidir. Klasik müziğin uluslararası düzeyde takdir görebilmesi için edebiyat, tarih, felsefe gibi genel kültür alanlarında da duyarlı olmaları gerekmektedir. Öğrenmenin, hayat boyu sürecek bir gelişim süreci olduğunu unutmamalılar.
Röportaj: Mehmet Ali BABAR



