"Rojin Altin: Sessizlerin Sesi Olmak İstiyorum"

Rojin Altin, İran’da büyürken çocuk yaşta kadınlara biçilen rollerin farkına vardığını ve büyük hayalleri olan küçük bir kız olduğunu belirtiyor. Dünyayı keşfetmek, kendini sanat yoluyla ifade etmek ve bağımsız olmak istiyordu. Ancak bu hayallerinin peşinden kendi ülkesinde koşamadığını düşündüğü için hayatının en zor kararlarından birini vererek İran'dan ayrıldı. Bu karar ona özgürlüğün kapısını açtı ama ailesini, anne ve babasını, çocukluğunu ve sevdiklerini geride bıraktı.

Göç hikayesini anlatırken, Altin, “Hayallerimi de yanıma alarak evimden ayrıldım. Neredeyse sıfırdan yeniden başladım” diyor. Yeni bir ülke, yeni bir kültür ve yeni bir dil ile yüzleşmek zorunda kalan Altin, oyunculuk eğitimleri, provalar, seçmeler, reddedilmeler ve kendisini yeniden kanıtlama mücadelesi ile karşılaştı. Altin, “Bağımsızlığım bana hazır bir şekilde sunulmadı. Onun için çalıştım, onu inşa ettim” diyerek geldiği noktanın arkasındaki mücadeleyi özetliyor.

Uluslararası film festivallerinde takdir edilen Rojin Altin, kadın oyuncuların zaman zaman meslekleri nedeniyle önyargılarla karşılaştığını vurguluyor. Altin, “Oyuncu olmak, insanın onurundan vazgeçmesi anlamına gelmez. Göz önünde olmak, herkesin size istediği gibi yaklaşabileceği anlamına gelmez” ifadesiyle net bir duruş sergiliyor. Kadınların kariyerlerinde ilerlemek için sınırlarından ve değerlerinden taviz vermemesi gerektiğini savunuyor. “Daha fazla ekran süresi için kendimden ödün vermek yerine, kariyerimi kendi hızımda inşa etmeyi tercih ederim” dedi.

Rojin Altin, kadınların sınırları ve rıza konusuna da değinerek, “Rıza bir ayrıcalık değil, temel bir haktır” diyor. Hiçbir kadın, “hayır” dediği için cezalandırılmamalıdır. Eğlence sektörüne net bir mesaj göndererek, “Bir kadının ‘hayır’ına saygı gösterilmeli. Bir kadının onuru asla başarısının bedeli olmamalıdır” ifadelerini kullanıyor.

Cinsel şiddet ve taciz mağdurlarının neden hemen konuşamadığı konusunu gündeme getirirken, toplumda sıkça sorulan “Madem böyle bir şey yaşandı, neden daha önce anlatmadı?” sorusuna karşı çıkıyor. Onun görüşüne göre asıl sorulması gereken, mağdurun neden konuşamadığı değil, konuştuğunda başına gelebileceklerden neden korktuğudur. Altin, mağdurların yargılanmak yerine kendilerini güvende hissedebilecekleri ortamların yaratılması gerektiğini savunuyor.

Kadın hakları mücadelesinin erkek karşıtlığı şeklinde yorumlanmasına itiraz eden Rojin Altin, bunun bir savaş olmadığını vurguluyor. “Bu eşitlikle, onurla, güvenlikle, fırsat eşitliğiyle ve saygıyla ilgilidir” diyen Altin, kadın haklarının insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtiyor.

Rojin Altin, oyunculuğu yalnızca bir karakteri canlandırmak olarak görmüyor; sanatın, insanların konuşmakta zorlandığı meseleleri görünür hale getirebileceğine inanıyor. “Sanat ve savunuculuk birbirinden ayrılmak zorunda değildir. Bazen hikâye anlatıcılığı, konuşulması zor konuların ele alınabileceği bir alan yaratabilir” diyor. Kadına yönelik şiddeti konu alan bir projede rol alan Altin, gelecekte kadın hakları, göç, ayrımcılık, cinsel şiddet ve insan hakları konularında çalışan kuruluşlarla daha fazla işbirliği yapmayı hedefliyor.

Rojin Altin, İran’dan hayalleriyle birlikte ayrılan bir kadın olarak, kariyerini sıfırdan kurmayı başardı. Sahip olduğu görünürlüğü yalnızca kendi kariyeri için değil, sesi duyulmayan kadınlar ve göçmenler için kullanmak istiyor. Bugün geldiği noktayı, “Sessizlerin sesi olmak istiyorum” şeklinde özetliyor. Onun hikâyesini farklı kılan, sadece daha fazla rol veya daha fazla şöhret peşinde olmaması; yaptığı işin “daha büyük bir amaca” hizmet etmesini istemesidir. Ayrılırken yanına aldığı o hayaller artık yalnızca kendisine ait değil.

Haberi Paylaşın!

Sena Şahin’in Akustik Konseri Büyüledi!

"Yatırım Hattı, Adem Ertürk ile Ekranlarda!"