"Vize Krizi: Dijital Mafyanın Oyunu!"
Gazeteci Murat Muratolu'nun haberine göre, vize alma süreci artık Türkiye'den Avrupa'ya gitmek isteyenler için ciddi sorunlar içermekte. İnsanlar, vize almak için kapıda beklememek adına hemen başvurularını yapmaya çalışsalar da durum gitgide kötüleşiyor. Önceden vize almakla ilgili daha neşeli kaygılar taşırken, artık randevu alabilme konusunda dertleniyorlar. Bu vize randevusu süreci, sadece bir seyahat planı olmaktan çıkmış, aynı zamanda büyük bir macera haline gelmiştir.
Türkiye, 2024 yılında elde ettiği istatistiklerle, dünyada en çok vize başvurusu yapan ikinci ülke konumundadır. Son 10 yılda, reddedilen 1.5 milyon başvuru, vatandaşların cebinden ciddi paraların çıkmasına neden olmuştur. Bu süreçte, yaklaşık 34 milyar lira, Avrupa konsoloslukları ve aracılık eden kurumların kasasına aktarılmıştır. Bu rakam, yalnızca başvuru aşamasında kaybedilen para olup, dijital mafyanın daha önce aldığı paralar dahil değildir. Toplamda bu süreçte kaybedilen miktar 350 milyar lirayı bulmaktadır.
Vize başvurularındaki sorunlar devam ederken, birçok insan randevu almakta zorluk çekiyor. Normal bir insanın ekrana ad-soyad yazarak randevu alma çabası, pek çok kişi için hayal olmaktan çıkıyor. Bu durumda, Dubai merkezli yazılımlar devreye girmekte ve bir bot her saniye 28.800 kez sorgulama yaparak randevuları topluyor. Bu işlem, botların başında kimin olduğunu sorgulamaktadır; oldukça fazla sayıda bot aynı işlemi gerçekleştirmekte ve randevular karaborsaya düşmektedir.
Dijital zorbalığın arka planda nasıl işlediği, vatandaşların vize alma haklarını nasıl tehdit ettiğini gözler önüne seriyor. Randevu bulamayanlar, birtakım dolandırıcı şirketlerin ilanlarına kapılarak yüksek ücretler ödemek zorunda kalıyor. Bu şirketler, psikolojik baskılarla insanları etkileyerek garantili randevu aldıklarını iddia etseler de, aslında dolandırıcılık yapmaktadırlar. Bu durum, insanların çaresizliği üzerinden bir hizmet bedeli adı altında dolandırıcılık faaliyeti gerçekleştirmektedir.
Randevu bulamayan vatandaşlar, çeşitli belirsiz gruplara kişisel bilgilerini teslim etmektedir. Pasaport fotokopisi, maaş bordrosu, ikametgahı ve biyometrik verileri, Dubai veya Rusya merkezli sunuculara teslim edilmektedir. Bu durum, yalnızca bir vize meselesi değil, aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Yetkililerin bu durumu bilip bilmediği belirsizdir.
Sonuç olarak, bu zorlu süreç, hem bağımsız araştırmacılar hem de basın organları tarafından incelenmelidir. Vizesiz seyahat hakkının engellenmesi ve dijital ortamdaki kötü niyetli uygulamalar, ciddi bir sorun haline gelmiştir. Yetkililerin bu konuyla ilgili acilen adım atması, hem vatandaşların güvenliği hem de devletin itibarı açısından önem arz etmektedir.



